Archive for the 'turkish poetry' Category

29
Dec
08

Turkish Poetry

Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

Thinking of You

Thinking of you is pretty, hopeful,
It is like listening to the most beautiful song
From the most beautiful voice on earth…
But hope is not enough for me any more,
I don’t want to listen to songs any more,
I want to sing.

by Nazim Hikmet

Sen Benim Sarhoşluğumsun

Sen benim sarhoşluğumsun…
Ne ayıldım, ne ayılabilirim,
Ne ayılmak isterim.
Başım ağır, dizlerim parçalanmış
Üstüm başım çamur içinde
Yanıp-sönen ışığına düşe kalka giderim.

You are My Drunkenness

You are my drunkenness…
I did not sober up, as if I can do that;
I don’t want to anyway.
I have a headache, my knees are full of scars
I am in mud all around
I struggle to walk towards your hesitant light.

by Nazim Hikmet

An

Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye;
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.

Moment

Laughing is approaching someone else;
All of a sudden it turns two people into one..
Even if you build a castle from your memories and take shelter,
One life won’t be enough for one person alone.

by Özdemir Asaf


Akıl Gözü

seni bulmakdan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep hep yeniden başlamak isterim

Eye of the Mind

I want to search before I find you
I want to understand before I love you
I don’t want to consume you for a lifetime, but
I want to start you over and over all the time

by Özdemir Asaf

Ultra

Bir kelimeye
Bin anlam yüklediğim zaman
Sana sesleneceğim.

Ultra

When I load a thousand meanings
On a single word
I will call your name.

by Özdemir Asaf

Dar Dünya

Yüreğim gövdeme sığmıyor
Gövdem odama
Odam evime sığmıyor
Evim dünyaya
Dünyam evrene sığmıyor
Patlayacağım

Acımın acısından susmuşum
Ki suskunluğum göklere sığmıyor
Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım
Gönül dar geliyor sevgime
Kafam beynime
Ah şakaklarım
Çatlayacağım
Anladım artık anladım
Kimselere anlatamayacağım

Insufficient World

My heart doesn’t fit into my body
My body into my room
My room doesn’t fit into my house
My house into the world
My world doesn’t fit into the universe
I will explode

The pain of my grief made me silent
My silence doesn’t fit into the skies
How can I tell such a pain to anyone
My love doesn’t fit into my heart
My brain into my head
Ah, my temples
I am about to crack
I understand now, I understand
I won’t be able to tell anyone

by Aziz Nesin

Sesler

Gecenin bir zamanı evine gelince
Kilitte duyuyorsan anahtarın sesini
Anla ki yalnızsın

Elektrik düğmesini çevirince
Çıt diye bir ses duyuyorsan
Anla ki yalnızsın

Yatağına yatınca
Yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan
Anla ki yalnızsın

Odanda kâğıtlarını kitaplarını
Duyuyorsan zamanın kemirdiğini
Anla ki yalnızsın

Bir ses geçmişlerden
Çağırıyorsa eski günlere
Anla ki yalnızsın

Değerini bilmeden yalnızlığının
Kurtulmak istiyorsan
Kurtulsan da yapayalnızsın

Sounds

If you hear the sound of the key in the lock
When you come home at night
Know that you are alone

If you hear a small cracking sound
When you push the light switch
Know that you are alone

If the sound of your heart doesn’t let you sleep
When you go to bed
Know that you are alone

If you hear that time is nibbling
The books and papers in your room
Know that you are alone

If a voice from the past
Is calling you to the old days
Know that you are alone

If you want to escape from loneliness
Without appreciating it
You are totally alone even if you can escape

by Aziz Nesin


Toprağa Düşen

Ona “Haydi
Savaşa dediler
Başkaca birşey
Söylemediler

Aldılar köyünden
Davulla zurnayla
Geride üç çocuk
Bir eş ve bir ana

Eline bir silah
Tutuşturdular
Ve karşılaştı
Düşman ordular

Vurulup düştü
İlk çatışmada
Göğsünde bir oyuk
Üç delik alnında

“Ey bu topraklar için
Toprağa düşen”
Bir karış toprağın
Var mıydı yaşarken?

The One Who Fell on the Ground

They told him
Come on, to the war
Nothing else
Did they tell him

They took him from his village
With celebrations
Three kids left behind
A spouse and a mother

They handed a gun
To his hand
And confronted
The enemy armies

He was shot and fell
In the first combat
With a pit in his chest
And three holes in his forehead

You, the one who fell on the ground
For these lands
Did you have one hand span of land
When you lived?

by Ataol Behramoğlu

Böcekler

Düşünme,
Arzu et sade!
Bak, böcekler de öyle yapıyor.

Insects

Don’t think,
Just desire!
Look, insects also do so.

by Orhan Veli Kanık

Minare

Top oynayan arkadaşlarını
minareden gördüğü
için acelecidir
ezan okuyan
çocuğun sesi

Minaret

The voice of the kid
giving the call to prayer
is in a hurry because
from the minaret
he sees his friends playing ball games

by Sunay Akın

Advertisements



Blog Stats

  • 156,704 hits

Archives